Faaliyetler Detay

İmkân, Sınır ve Sorun Açısından Kur'an'ın Bâtınî Ve İşârî Yorumu

KURAMER’in “İmkân, Sınır ve Sorun Açısından Kur’an’ın Bâtınî ve İşârî Yorumu” konulu sempozyumu 11 Kasım 2017 tarihinde İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi İSAM Konferans Salonu’nda (Bağlarbaşı-Üsküdar/İstanbul) gerçekleşti. Programa yönelik ilgi önceki sempozyumlara kıyasla daha az yoğunluklu görünse de, genel katılımcı profili konunun ilmî değeri ve öneminin farkında olan seçkin bir dinleyici kitlesi hüviyetindeydi. Sempozyumun açılış konuşması KURAMER müdürü Prof. Dr. Ali Bardakoğlu tarafından gerçekleştirildi. Bardakoğlu bâtınî ve işârî yorum geleneğinin hem tarihsel hem güncel açıdan etraflıca ele alınıp tartışılması gereken önemli bir konu olduğuna dikkat çekti ve bu arada KURAMER’in “Kur’an’ın Zahirî/Literal Yorumu” konulu bir sempozyumun hazırlıklarına başladığı, ardından “Bilimselci Kur’an Yorumu” gibi başka konularla ilgili sempozyumlar da düzenleneceği müjdesini verdi.

İki oturum halinde icra edilen sempozyumun ilk oturumunda Doç. Dr. Ali Avcu “Bâtınî Din anlayışının Epistemik Temelleri” başlıklı bir tebliğ sundu. Tebliğ hem sunum hem içerik bakımından gayet başarılıydı. Avcu’nun, “Bâtınîlik İslam düşünce tarihinde ve günümüzde genellikle sosyo-politik açıdan ele alınmakta ve bu durum Bâtınîliğin tam manasıyla anlaşılmasına engel olmaktadır. Bâtınîlik çok derin bir felsefî kökene ve bununla mütenasip bir entelektüel birikime sahiptir. Bâtınîliği gerçekten anlamak ve genelde din, özelde Kur’an yorumu konusunda Bâtınî tezlere güçlü bir mukabelede bulunmak için meselenin sadece sosyo-politik boyutuyla değil, felsefî ve entelektüel boyutlarıyla da incelenmesi gerekir” şeklindeki değerlendirmeleri son derece önemliydi.

İlk oturumdaki ikinci tebliğ Prof. Dr. Kadir Özköse tarafından sunuldu. Özköse, “Tasavvuf Kültüründe Bâtın ve Bâtınî/Ledünnî Bilgi Kavramlarının Referans Çerçevesi” başlıklı tebliğinde sûfîlerin keşf, ilham, rüya, tecelli gibi bilgi kaynakları ve bu tür bilgilere dayalı Kur’an yorumlarının meşruiyet çerçevesini çizmeye çalıştı. Müzakereci Prof. Dr. Ahmet Yıldırım ise tebliğin başlığı ile muhtevası arasında mübayenet bulunduğunu vurguladı ve konunun ele alınış biçimine dair alternatif bir öneride bulundu. Prof. Dr. Fikret Karapınar’ın “İlk Dönem Sûfîlerin Nassları Yorumlama Tarzı” başlıklı tebliği özellikle erken dönem tasavvuf geleneğindeki Kur’an ve yorum anlayışı ile Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve takipçilerince temsil edilen teosofik/felsefî tasavvuf geleneğindeki Kur’an ve yorum anlayışı arasındaki mahiyet farkının ortaya konulması bakımından önemliydi. Prof. Dr. Muhittin Uysal’ın bu tebliğle ilgili müzakeresinde Hâris el-Muhâsibî ve Hakîm et-Tirmizî üzerinden konuyu örneklendirerek anlatması ise tebliğ metnine çok değerli bir katkı niteliğindeydi.

Öğleden sonraki oturumda Yrd. Doç. Dr. Yasin Meral’in sunduğu “Yahudi Geleneğinde Tevrat’ın Bâtınî ve Mistik Yorumu” başlıklı tebliğ, özellikle sempozyumu takip edenler açısından çok yeni bilgiler içermekteydi. Prof. Dr. Mahmut Aydın’ın müzakeresi ise konunun etraflıca ele alınması ve tebliğ metninin daha da olgunlaşması bakımından hayli önemliydi. Doç. Dr. Nihat Uzun’un, “Tefsir İlmi Açısından Bâtınî ve İşârî Yorumun İlmî Değeri” başlıklı tebliğ, Sünnî gelenekte tasavvufun meşruiyet kazanma süreciyle de ilişkili olarak sûfîlerin işârî/remzî Kur’an yorumlarının tefsir değeri taşıyıp taşımadığı hususunda zengin bir içeriğe sahipti. Prof. Dr. Emin Maşalı’nın bu tebliğle ilgili müzakeresinde işârî yorumun temelde belli bir Kur’an tasavvuruyla ilgili olması ve meselenin bu tespitten hareketle ele alınıp tartışılması gerektiğine dikkat çekmesi de önemliydi.

Prof. Dr. Ferhat Koca “Fıkıh Usûlüne Göre Tevil” başlıklı tebliği Kur’an’ın Arap dilinin imkân ve sınırları dâhilinde anlaşılıp yorumlanması gerektiği ilkesinden hareketle “tevil”in ancak beyan ve beyânî epistemoloji çerçevesinde meşruiyet kazanabileceğini vurguladı. Bunun yanında teosofik tasavvuf geleneğinin, yani Muhyiddin İbnü’l-Arabî ve takipçilerinde benimsenen tasavvufî yönelimin genelde İslam’ı anlama, özelde de Kur’an’ı anlama ve yorumlama konusunda ciddi problemlere yol açtığına dair çarpıcı değerlendirmeler yaptı. Doç. Dr. Osman Güman ise tebliğdeki bazı teknik hususlarla ilgili olarak dikkat çekici tespitlerde bulundu.

Program Prof. Dr. Mustafa Öztürk’ün kapanış konuşmasıyla tamamlandı. Öztürk, konuşmasının başında sempozyumun amacına değindi ve bu çerçevede farklı anlayışlar ve yaklaşımların özgürce dile getirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca KURAMER’in organize ettiği ilmî programlarda farklı anlayışların ilmî ve entelektüel olgunlukla dillendirildiğini, çünkü bârika-i hakikatin müsâdeme-i efkârdan neşet ettiğini belirtti. Bâtınî ve işârî yorum konusunda ise ilk olarak tasavvuf kültüründe Kur’an metninin sonsuz/sınırsız anlam deryası olarak kabul edilmesinin Sünnî Kelam geleneğindeki “kelam-ı kadim” anlayışıyla irtibatlı olduğuna dikkat çekti. Bu bağlamda “Kur’an’daki her ayetin bir zahiri, bir bâtını, bir haddi ve bir de muttala’ı vardır” mealindeki rivayetin problemli olduğuna da dikkat çeken Öztürk, bir müminin Kur’an’la kurduğu özel ilişki içerisinde ilâhî kelamın o müminin kalbinde yeni pencereler açabileceğini, hatta kimi zaman Kur’an’daki bir ayetin yeni nazil olmuş gibi telakki edilebileceğini, ancak bu özel ve mahrem ilişki içerisinde kalbe doğan işârî/remzî anlamların kanonikleştirilmemesi gerektiğini, aksi halde Kur’an yorumunda sınır çizgilerinin tamamen kaybolacağını ve bunun da kaosa yol açacağını belirtti.  



Kur’an’ın Bâtınî ve İşârî Yorumu